Aylin's Aromatic Reunion: Finding Clarity Over Coffee cover art

Aylin's Aromatic Reunion: Finding Clarity Over Coffee

Aylin's Aromatic Reunion: Finding Clarity Over Coffee

Listen for free

View show details

About this listen

Fluent Fiction - Turkish: Aylin's Aromatic Reunion: Finding Clarity Over Coffee Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-26-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: İstanbul'un tarihi Beyoğlu semtinde, kışın son günleri yaşanıyordu.En: In the historic Beyoğlu district of İstanbul, the last days of winter were being experienced.Tr: Hava serin fakat güneşliydi.En: The weather was cool but sunny.Tr: Caddelerde insanlar aceleyle yürüyordu.En: People were hurriedly walking on the streets.Tr: Aylin, bir kahve kavurma atölyesine girdi.En: Aylin entered a coffee roasting workshop.Tr: İçeri girer girmez sıcaklık ve kahve kokusu onu sarmaladı.En: As soon as she stepped inside, warmth and the aroma of coffee enveloped her.Tr: Raflar, iri kahve torbalarıyla doluydu.En: The shelves were filled with large coffee bags.Tr: Eski tip kavurma makineleri, mekana nostaljik bir hava katıyordu.En: Old-fashioned roasting machines added a nostalgic atmosphere to the place.Tr: Aylin, İstanbul'a geri döner dönmez bu mekana sık uğramaya başlamıştı.En: Aylin had started to frequent this place ever since she returned to İstanbul.Tr: Düşünceli bir kadındı.En: She was a thoughtful woman.Tr: Hayatında çok şey değişmişti ve biraz kafası karışıktı.En: A lot had changed in her life, and she was a bit confused.Tr: İstanbul'da kendine bir yön arıyordu.En: She was searching for a direction for herself in İstanbul.Tr: Bu kahve atölyesi, yeni hayatında bir sığınak gibiydi.En: This coffee workshop felt like a sanctuary in her new life.Tr: Bir köşede Zeynep, kahvesini yudumlayarak kitabını okuyordu.En: In one corner, Zeynep was sipping her coffee and reading her book.Tr: Aylin, el sallayarak yanına oturdu ve kendine bir filtre kahve söyledi.En: Aylin waved and sat down next to her and ordered herself a filter coffee.Tr: Tam bu sırada, kapıdan içeri Emre girdi.En: Just at that moment, Emre walked in through the door.Tr: Emre, eski bir arkadaştı.En: Emre was an old friend.Tr: Yıllar önce dostluklarının bir şekilde yolunda gitmediği zamanlarda ayrılmışlardı.En: They had parted ways at a time when somehow their friendship wasn't going well.Tr: Aylin onu görmekten hem şaşkın hem de biraz gergindi.En: Aylin was both surprised and a bit nervous to see him.Tr: Emre'nin de kendisini fark ettiğini gördü.En: She saw that Emre had also noticed her.Tr: Aralarındaki mesafe uzun değildi.En: The distance between them wasn't long.Tr: Emre yavaşça yanlarına geldi.En: Emre slowly came over to them.Tr: "Merhaba Aylin," dedi, gülümseyerek.En: "Hello Aylin," he said, smiling.Tr: "Uzun zaman oldu."En: "It's been a long time."Tr: Aylin, biraz tereddüt ettikten sonra, "Evet, gerçekten uzun zaman olmuş," diye yanıtladı.En: After a bit of hesitation, Aylin replied, "Yes, it really has been a long time."Tr: Zeynep ortamdaki gerginliği hissederek nazikçe izin isteyip arkadaşlarına yalnız zaman bıraktı.En: Zeynep, sensing the tension in the atmosphere, politely excused herself, leaving the friends alone.Tr: Kahve aydınlığı altında, yılların ardına gizlenen duygular çözüldü.En: Under the light of the coffee, emotions hidden behind years unraveled.Tr: Aylin, içindeki karışıklığı ve Emre ile geçmişte olanları paylaşmaya karar verdi.En: Aylin decided to share her confusion and what had happened with Emre in the past.Tr: "Biliyor musun, İstanbul'a döndüm ama ne yapacağımı bilmiyorum," diye itiraf etti.En: "You know, I came back to İstanbul, but I don't know what to do," she confessed.Tr: Emre, Aylin'in içinde hissettiği belirsizliği anlayışla karşıladı.En: Emre empathized with the uncertainty Aylin was feeling inside.Tr: "O zamanlar kötü bir dönemdi," dedi içtenlikle.En: "Those were bad times," he said sincerely.Tr: "Ama burada buluşmamız belki de bir fırsattır."En: "But perhaps our meeting here is an opportunity."Tr: İkisi de içten bir şekilde, geçmişteki yanlış anlamalar hakkında konuşmaya başladılar.En: Both of them started to genuinely talk about the misunderstandings of the past.Tr: Emre, o zamanlar neden kendini geri çekmesi gerektiğini açıkladı.En: Emre explained why he had needed to pull back at that time.Tr: Bunları duyunca, Aylin kalbindeki yükün hafiflediğini hissetti.En: Upon hearing this, Aylin felt a burden lifting from her heart.Tr: Aralarındaki yanlış anlamalar sonunda çözülüyordu ve bu, Aylin için önemli bir adımdı.En: The misunderstandings between them were finally being resolved, and this was an important step for Aylin.Tr: Konuştukça Aylin farklı hissetmeye başladı.En: As they talked, Aylin began to feel different.Tr: İstanbul'daki yeni hayatı için kendini daha hazır hissetti.En: She felt more ready for her new life in İstanbul.Tr: Sonunda, onların arasında bir dostluk tohumları yeniden atıldı.En: In the end, seeds of ...
No reviews yet
In the spirit of reconciliation, Audible acknowledges the Traditional Custodians of country throughout Australia and their connections to land, sea and community. We pay our respect to their elders past and present and extend that respect to all Aboriginal and Torres Strait Islander peoples today.